Reklam
Ulti Clocks content

Tercüman / 28 Ocak 2008

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta



Medya kazaları

Gazeteci Azime Acar ve Ender
Bölükbaşı, ilginç bir kitaba
imza attı. "Medya Kaza
Raporları"nda, örnek olaylar
verilerek medyanın nasıl doğru
okunması gerektiğinin şifresi gizli


UZUN yıllardır gazetecilik yapan Azime Acar ve Ender Bölükbaşı, yolu medya ile ucundan kıyısından kesişenler için "Medya Kaza Raporları" adında çarpıcı bir kitap yazdılar. Sadece medya çalışanlarının değil herkesin zevkle okuyacağı Cinius Yayınları'ndan çıkan kitapta, son ayların önemli olayları ve bu olayların haberleri, bir haberci gözüyle yeniden okunuyor.

"Rapor ama gazeteci subjektifliğiyle bu kitabı hazırladık" diyen yazarlar, "20-30 yil önce haber olmayan sözler, bugün manşetlere taşınabiliyor" diyerek de günümüz medyasının nasıl hızlı bir süreçten geçtiğinin tespitini yapıyorlar.

Medya acemiliği

Kitapta YÖK'ün çiçeği burnunda Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan ile ilgili bir bölüm mevcut. Özcan'ın TBMM Başkanı Köksal Toptan'ı ziyareti sırasında medya kazasına uğradığı şöyle ifade ediiliyor:

"Basına kapalı gerçekleşen görüşme öncesinde, medyanın görüntü alması için tanınan süre sırasında, Özcan, kameraların tepe mikrofonlarının açık olduğunu fark etmedi. Toptan, 'Arada sırada bu konularla ilgili katılım için cevap da vermek lazım' deyince YÖK Başkanı, medya kazasının alasını şu sözlerle işledi: 'Sayın Cumhurbaşkanı tavsiye etti, Başbakan 'Aman hocam' dedi, 'Dikkat' dedi, 'Bir şey söylersen ipimizi çekerler' Yeni YÖK Başkanı'nın türbanla ilgili önceki günlerde gösterdiği özen teknolojiye yenik düştü"

Türköne'nin gafı

İlginç örneklerin yer aldığı kitapta, "İktibas kazası" başlığı altında AKP Milletvekili Özlem Türköne'nin 2010 Avrupa Kültür Başkenti Yasa Tasarısı'nın Meclis görüşmelerinde cevap vermek için iktibas yaptığı belirtiliyor. Kitaptaki alıntı şöyle:

"Türköne, kendi partisinin öylesine hassas olduğu türban konusunda alıntı yaparken, 'Bez parçası' ifadesini kullanınca, başta kendi partisi tarafından sert bir dille eleştirildi. Bir kere söz ağızdan çıkmıştı. Türköne, cevaben yaptığı konuşmada şöyle diyordu: 'Dini inanç ve hürriyetlere saygı göstermekten bahsedenlerin, bir başörtüsüne, bir bez parçasına nasıl tahammül edemediğini görüyoruz.'

Cevap Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç'ten geldi: 'Şimdi türban takmak dini gereklilikse hanımefendi, zat-ı aliniz niye takmıyorlar? Yoksa siz dini gerekliliklere karşı mısınız?' Sonuç, medyaya çıkıyorsan söylediğin kadar görünüşün de söylediğini desteklemeli. Yoksa dikkatli bir okuyucu ne söylediğine değil, çorabındaki kaçığa takılır kalır. Haksızlık mı eder? Evet, eder. Ama söz uçar, resim kalır okuyana yadigar..."

Sırt çevirme fotosu

Kitapta "Şipşak kaza" başlığı altında Cumhurbaşkanlığı tartışmaları sürerken Ankara Bilkent Oteli'nde yapılan AKP İl Başkanları toplantısında sahneye asılan Atatürk ile Tayyip Erdoğan fotoğralarının yerleştirilme biçimlerine değiniliyor. Alıntı şöyle:

"Tayyip Erdoğan'ın Atatürk'e sırtı dönük bir şekilde yer alması tabii ki medyanın gözünden kaçmayacak bir ayrıntıydı. Dahası, Atatürk fotoğrafı fraklı, yani Cumhurbaşkanlığı dönemine aitti. Erdoğan'ın da hele hele böyle bir fotoğrafa sırtını çevirmesine yapılacak en safiyane yorum, 'Ben Cumhurbaşkanlığı istemiyorum' olacaktır. O yüzden biz böyle bir yorum yapmıyoruz. Bunu da bir şipşak medya kazası olarak tarihe gömüyoruz."

Gülçin GÜNAY / İSTANBUL
Tercüman 28 Ocak 2008