Reklam
Ulti Clocks content

Global Sanayici Dergisi / Ağustos 2010

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta






Medyafobi kurucusu Azime Acar uyarıyor:


Medyadan korkma

fobini hobiye çevir

 

İşadamları ve profesyonel yöneticilere medyafobiyi aşmanın taktiklerini
veren iletişim uzmanı Acar, "Çalışmalarımız medya ile ilk kez temas edecek
yöneticiler için olduğu kadar yıllardır medyanın karşısına çıkanları da kapsıyor.
Medya dünyasını ne kadar yakından tanırlarsa, bu dünyanın reflekslerini
ne kadar iyi yakalarlarsa kendilerini o kadar iyi ifade ediyorlar ve sonuçta
medya korkularını bir hobiye dönüştürüyorlar" dedi.



ARIF ESEN

Medya korkusu, medya kazaları, kriz iletişimi ve etkili konuşmanın püf noktalarına dikkat çeken Medyafobi'nin kurucusu Azime Acar, muhataplarını medyaya karşı "silahlandırıyor."

İşte, iletişim uzmanı Acar'ın uyarıları.

- 1994 ya da 1995'ti. Marmara İletişim Mezunları Derneği (İLMED) "Dikkat Medya" adını verdiği bir konferans düzenlemiş, afişlerle bunu duyurmuştu. O günlerde, "Dikkat Medya" sözü "Dikkat Köpek" sözüyle özdeşleştirilip ciddi köşe yazarları tarafından epey eleştirilmişti. "Medya fobiniz değil, hobiniz olsun" sloganınızı görünce o günleri anımsadım. Medyafobi nedir?

- Medya karşısında NE söyleyeceğim, NASIL söyleyeceğim fobisi yaşamaktan söz ediyoruz. Günümüzde ulusal ya da çokuluslu şirketler, hükümetler, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve bireyler, hepsi de kendi seslerini medyaya duyurabilmek için kıyasıya bir yarıştalar.

Medya ile ilişkilerde yeterince deneyimli olmayan kişilerde çok yaygın biçimde "medya fobisi" dediğimiz korkular gördük. Ve, medya ile temasta yaşadıkları fobinin ardında, çoğu kez medya dünyasının beklentilerini bilmemek yatıyor. Bazen de "Ben bir şey söylüyorum, onlar başka bir şey söylüyorlar" diyerek, gazetecinin konuşmaları "cımbızlama"sından yaşadıkları rahatsızlıkları görüyoruz.

MEDYA DENEYİMİMİZİ PAYLAŞIYORUZ

Bir istihbarat habere nasıl dönüşür, "mutfak" diye adlandırılan Yazı İşleri'nde nasıl ele alınır ve bir "ürün" haline getirilip, gazeteye, TV ekranlarına, dergiye nasıl yansır?

Biz MEDYAFOBİ olarak yazılı ve görsel basın deneyimimizi paylaşarak. fobilerini hobiye çevirme sürecinde destek oluyoruz.

Bu medya ile ilk kez temas edecek yöneticiler için olduğu kadar yıllardır medyanın karşısına çıkanları da kapsayan bir çalışma. Medya dünyasını ne kadar yakından tanırlarsa, bu dünyanın reflekslerini ne kadar iyi yakalarlarsa kendilerini de o kadar iyi ifade ediyorlar ve sonuçta korkularını bir fobiye dönüştürebiliyorlar.

OLAY YERİ BİLİRKİŞİSİ TİTİZLİĞİNDE YAKLAŞIYORUZ

 - Medya Kazaları Raporu kitabınız var? Serinin üçüncü kitabını çıkardınız. Medya kazalarına karşı nasıl korunmak gerekir? İlginç örnekler verir misiniz?

- Gazeteci ile konuşurken düşünmeden söylenen bir söz, ağızdan kaçabilecek bir ifade, geciken bir açıklama, bir duruş, bir dokunuş ansızın müthiş bir fırtınaya dönüşebilir. Yarattığı etki, kahredici bir itibar kaybıdır. İşte medya kazası budur.

"Medya Kaza Raporları’
nın, yolu medya ile kesişme ihtimali bulunan herkesin okuması gereken bir başvuru kitabı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bu raporları her hafta MEDYAFOBİ eğitmeni ve gazeteci arkadaşım Ender Bölükbaşı ile birlikte yazıyoruz
.
Dünyada ve Türkiye'de yaşanan belli başlı medya kazalarını cımbızlayarak örnek vakaları ele alıyoruz ve bu kazaları "olay yeri bilirkişi heyeti" titizliği ile inceleyip, ipuçlarını paylaşıyoruz. Nitekim, öylesine güzel geri dönüşler alıyoruz ki bu yazma keyfimizi daha da artınyor.

Ayrıca bu "raporları" her hafta eğitimlerimize katılanlarla paylaşıyoruz. Böylece onların deneyimlerini gündemin sıcak vakaları üzerinden pekiştirmelerini sağlıyoruz.

Medya kazalarına karşı nasıl korunmak gerektiği sorusunun kısa ve net bir yanıtı var: HAZIRLANMAK.

Nasıl mı?

Örneğin, "hasımlık değil hısımlık" derken, asıl hasımlığı yaratan Rize Belediye Başkanı’nın parlak fikri pek kolay unutulmayacak medya kazalarından. Halil Bakırcı’nın, Güneydoğu sorununu çözmek için akla yakın bulduğu bu fikri ile yaptığı kazayı fark ettiğinde "Sözlerim montajlandı" demesi de kazanın hasarını azaltmadı. Üstelik, geçmişteki bütün gaflarını da gazeteciler tekrar hatırlattılar.

Zor sorulardan korkanlar için de bir ipucu verelim.

Size gazetecinin soruları zarar vermez, zararı veren sizin o sorulara verdiğiniz cevaplardır. Unutmayın, medya kazası can almaz itibar alır! Merak edenler olursa yazıları her hafta www.medyafobi.com sitcmize de koyuyoruz. Kitaplar ise internette ve kitapçılarda satışta.

-Kriz iletişimi ne demek? Krizle nasıl baş edilîr?

-Yatırım yapıyorsunuz, tesis kuruyorsunuz, zor olanı yapıyorsunuz, onlarca, belki yüzlerce kişi çalışıyor tesislerinizde. Belki yangın anında kimin, nasıl müdahale edeceğine, tesisin nasıl boşaltılacağına ilişkin düzenli tatbikatlar da yapıyorsunuz. Hatta, çok daha hassas davranıp, deprem, domuz gribi gibi salgınlar, sel gibi felaketler için de tesisin "iş devamlılığını" sağlayacak çalışmalar yürütüyorsunuz ki bütün bunları yapan şirketlerin sayısı bir elin parmakları kadar.

Peki ya iletişim?

Oysa, krizlerdeki iletişim hataları iş dünyasına çok pahalıya patlar. Ve ne yazık ki çoğu kez "önceden hazır" olmak”  yerine acı tecrübelerle öğrenilir kriz iletişimi. Ya da "öğrendik" sanılır, kriz içinde yeni krizlere yol açılır.

KRİZ YÖNETİMİNDE KİMİN NE YAPACAĞI BİLİNMELİ

"Bize olmaz" diyenlerdenseniz, kusura bakmayın, herkese olur!

"Eyvah... Krizimiz var!" dediğinizde, kriz yönetim takımınızda -eğer varsa- kim, ne yapacağını ne kadar biliyor? Tıpkı yangın tatbikatlarında olduğu gibi takım üyeleri beklenmedik ama gerçekçi senaryolarla, kriz reflekslerini geliştiriyor mu?

Bir kriz anında, dört gözle haber bekleyen "içerdekiler" ve "dışarıdakiler" ile dedikodu alıp başını gittikten sonra mı iletişim kuruyorsunuz? Yoksa, doğru zamanda, doğru kişiye, doğru bilgiyi aktarabiliyor musunuz?

İşte, "Kriz İletişimi Eğitimleri" ile medya kapımızda kamp kurmuşken ve şirket olarak muhatap olduğunuz tüm taraflar -en çok unutulan çalışanlarınız da dahil-  sizden cevap beklerken, soğukkanlılığınızı korumanızı ve HAZIR olmanızı sağlar.

Üstelik, henüz ortada kriz yokken, her şey yolunda giderken.

Belki kriz ile neyi kastettiğimizi önce netleştirmek daha yararlı olacak.

Kriz dediğimizde depremi, terör gibi felaketlerle birlikte şirket hakkında dolaşan
dedikodulardan, isimsiz e-postalardan, çalışanların şirket hakkındaki iddialarından,
etik konulardan, yolsuzluk  söylentilerinden bahsediyoruz.

Kriz dediğimizde, tesisinizdeki yangın, hırsızlık, sel, IT güvenliğinden, üretimle ilgili yan etkiler, ürünü pazardan geri çekme, taklit nedeniyle yaşananlardan, kamuoyunun sektörünüze/şirketinize tepkisinden bahsediyoruz. Ve bütün bunlar nedeniyle gazetecinin dikkatinin şirketinize yönelmesiyle yaşanacaklardan...

KİM VE KİMLERE NASIL HİTAP EDECEKSİNİZ?

- Etkili konuşmanın, anlaşılır mesaj vermenin ana hatları nelerdir?

- Kime konuştuğunuzu bilmek bu işin en önemli ipucu. İster bir gazeteciye ister meslektaşlarınıza anlatıyor ya da bir konferansta konuşuyor olun. Kime,
kimlere konuşuyorsunuz, onların ne bildiğini düşünüyorsunuz ve ne bilmesini istiyorsunuz?

İyi bir konuşma iyi bir hazırlık demektir.

Kelimeleri yanlış telaffuz etmek, doğru nefes almamak, tek düze konuşmak, ses tonunu ayarlayamamak gibi yanlışların giderilmesi de etkili bir konuşmacı olmanın ipuçlarından...

En çok akılda kalan konuşmanın açılışı ve kapanışıdır. "Etkili Konuşmacı Olmak" eğitim programımızda basit ve etkili açılış ve kapanış cümlelerini, arada neler anlatacağınızı çok sayıda örnekle paylaşıyoruz. Ve, tabii ki kamera karşısında çok sayıda pratikle yapılmaması gerekenleri de gösteriyoruz.

HAZIRLIKSIZ MEDYANIN KARŞISINA ÇIKMAYIN


 - Bir işadamı ya da profesyonel yönetici, röportaj, basın toplantısı ya da bir basın gezisine hazırlanıyor. Ne yapması gerekiyor?

-Ne yapması değil, ne yapmaması gerektiğini söyleyelim. Kendi hikayesi üzerine çalışmadan, mesajlarını hazırlamadan medyanın karşısına çıkmamalı. Eğer hazırlıksız çıkarsa ya
gazeteci ya kendisi mutsuz olacaktır.

Röportajı yapan gazeteci ile aslında aynı amacı taşıdığını unutmamalı. İkisi de keyifle okunacak/ izlenecek bir röportajı ortaya çıkarma peşinde. Doğal olun, göz kontağını kaybetmeyin, sıkıcı olmayın, bunun için hikayenizi görsel materyallerle renklendirin, sesiniz ne monoton ne de "radyo sesi" olsun.

- Siz kimsiniz?
-MEDYAFOBİ eğitmenlerinin tümü gazeteci kökenli. Uzun yıllar hem yazılı hem görsel basında muhabirlikten yöneticiliğe çeşitli kademelerde çalışmış olan eğitmenler, medya dünyasını ve onun çalışanlarını hayatın içinden örneklerle tanıtıyorlar, paylaşıyorlar.

Daha da önemlisi, katılımcılara kamera karşısında gerçeğe çok yakın uygulamalarla çok sayıda prova yaptırıyorlar. Yazılı basın, TV ve telefon demeçleri için gerekli tüm teknikleri aktarıyorlar ve katılımcıları bu teknikleri rahatlıkla kullanabilecek düzeye getiriyorlar.

YÜZÜ AŞKIN FİRMAYLA 'MEDYAFOBİ’Yİ ÇALIŞTIK

- Şimdiye kadar hangi kurumlarla çalıştınız, referanslarınız?

- Bugüne kadar Türkiye ekonomisinde önemli yeri olan hem uluslararası hem ulusal şirketlerle çalıştık. Birlikte çalıştığımız 100'ü aşkın firmayı tek tek saymak mümkün olamayacağı için gıda sektöründen örnek verirsek; Unilever, Fritolay, Diageo gibi uluslararası markalardan Uno Ekmek, Komşu Fırın, Eti, Pizza Pizza, Balparmak'a varan bir geniş yelpazeden söz ediyoruz.

Çalıştığımız sektörleri ilaç, enerji, gıda, teknoloji, inşaat, turizm, perakende ve zincir mağazalar, finans ve şans oyunları olarak saymak mümkün.

Ayrıca, Madensuyu Üreticileri Derneği ve Mutfak Ürünleri ve Margarin Sanayicileri Derneği ile de kampanyaları öncesinde medya eğitimleri gerçekleştirdik. Ama sadece onlar da değil. İşin sevindirici yanı orta ve küçük ölçekteki firmaların da bu çalışmalara katılmaya başlamış olmaları.

Referanslarımızın tümünü ve katılımcıların yorumlarını merak edenlerin www.medyafobi.com'u ziyaret etmelerini öneririz. 



AZİME ACAR KİMDİR?


24 Ocak 1959da İstanbul doğdu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon bölümünden 1981'de mezun oldu.

Gazetecilik mesleğine 1982'de Yeni Asır Gazetesi'nde muhabir olarak başladı. Ardından Sabah'a geçti, bu gazetenin ilk ekibinde yer aldı.

Ekonomik Panorama Dergisi. özel televizyon kanallarının yayın hayatına peş peşe girmesiyle birlikte HBB TV ekibine katıldı. Bir yılı sonra atv'ye geçti. 1993-1994 yılları arasında atv Haber Müdürü olarak görev yaptı.

Kanal D'de açık oturum programında (Rüstem Batum) İçerik-Araştırma Sorumlusu oldu.

1995-96 yıllarında Hürriyet Gazetesi'nin yayınladığı Gazete Pazar'da ekonomi özel söyleşilerini gerçekleştirdi. 1996-98 yılları arasında serbest gazeteci olarak İstanbul Life ve Ekonomik Forum dergileri için çalıştı.

1998'de Halkla İlişkiler sektörüne adım attı. Capitol-Burston Marsteller ve Rekta Ketchum'da Medya İlişkileri Direktörlüğü'nü üstlendi. PR sektörüne geçişiyle Medya ve Kriz İletişimi Eğitimleri ile tanıştı.

2005'te MEDYAFOBİ şirketini kurdu. Ulusal ve uluslararası kuruluşlarla, en tepe yöneticiden santral memuruna kadar çeşitli kademeler için medya ve kriz iletişimi eğitim programları gerçekleştiriyor.

2006'da, AB destekli "Cinsel Sağlık/Üreme Sağlığı Alanında Ulusal ve Yerel Medya Yoluyla Savunuculuk" Projesi'nin Koordinatörlüğü'nü yürüttü. Sağlık Bakanlığı-Avrupa Birliği işbirliği ile gerçekleştirilen "STK'larda sürdürülebilirlik için stratejik fon planlaması ve finans yaratma" ve STK'lar için Ağ Oluşturma Çalıştayı'na katıldı.

Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD), Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Marmara İletişim Mezunlan Derneği (İLMED) üyesi. Sürekli sarı basın kartı sahibi.


Global Sanayici Dergisi
/ Ağustos 2010