Reklam
Ulti Clocks content

Bir Gazeteci YALANI

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta





Bir varmış bir yokmuş diye başlayalım. Ve, size bir gazetecinin masalını anlatalım.

O masal ki, kariyerinin zirvesindeyken, yıllar öncesine dair ‘bir küçücük yalan anı’ ile yerle yeksan oldu. Yalanı ortaya çıkaransa başka bir gazeteciydi.


Azime ACAR


Şimdi gelin, çok değil, 10 gün öncesine dönelim.

O, haber bültenini sunmaya başladığında, 10 milyondan fazla insan, haberleri dinlemek için onun olduğu kanala geçiyor.

Televizyon kanalına yılda 200 milyon dolar reklam geliri sağladığı söyleniyor.

Kanalın sadece haberlerini sunmuyor, aynı zamanda tanıtım yüzü.

Daha iki ay önce, yıllık 10 milyon dolar karşılığında 5 yıllığına sözleşmesini yeniledi.
Ve, tüm bunlar, anlatmaktan çok hoşlandığı bir anısının “yalan” çıkmasıyla sona erdi.


 
ABD’nin reytingi en yüksek haber programının sunucusu Brian Williams’tan söz ediyoruz.

Bir haftadır, medya dünyasını ve sosyal medyayı çalkalayan Williams’ın yalanı, NBC’nin ünlü sunucusuna 6 ay ücretsiz işten uzaklaştırma cezası vermesine kadar vardı.

Yalanın bedeli şimdilik kaydıyla 6 aylık ücretinin karşılığı olan 5 milyon dolar.



“ÜZGÜNÜM DOSTUM, SENİ HATIRLAMIYORUM”

Brian Williams’ın anlatmaktan hoşlandığı, en son CBS kanalına konuk olduğunda paylaştığı anısı neydi?

Medyada “etik” ve “yalan haber” tartışmalarını gündeme taşıyan anı, 2003 Irak işgaline dair.

Bindikleri askeri helikoptere roket isabet ettiğini, çapraz ateş arasında zorunlu iniş yapmak zorunda kaldıklarını ve kendisini koruyan bir teğmeni anlatmıştı.
 
Anıyı dinleyen Amerikalı bir asker, Facebook’ta “Üzgünüm dostum, o helikopterde ben de vardım ve sizi hatırlamıyorum” diye yazınca, durum bir başka gazetecinin dikkatini çekti.

Pentagon bünyesinde yayın yapan askeri haberler gazetesi muhabiri Travis J. Tritten’in iz sürmesiyle Williams’ın bölgede olduğu ama isabet alan helikopterde bulunmadığı ortaya çıktı.



KAFAM KARIŞTI...  ÖZÜR DİLERİM

Brain Williams, 4 Şubat Çarşamba akşamı, 2004’ten beri sunduğu haber programında, canlı yayında seyircilerden özür diledi;

“12 yıl önceki olayları hatırlatarak bir hata yaptım. Kafam karıştı. Özür dilemek istiyorum.”

İşte bu özür ve haberciye sarsılan güvenle birlikte reytingler de baş aşağı gitmeye başladı.

Irak’ta görev yapan askerden, gazetecilere kadar "ağır bombardıman" altındaki NBC, üç gün sonra kurumsal bir özür açıklaması yapmak zorunda kaldı. Sunucunun özrüne NBC’nin kurumsal özrünü ekledi.



Ama artık Williams’ın kendisi haber konusuydu.

Kurumun özür açıklamasının ardından göreve devam etmeyeceğini açıkladı.



Ekranlardan dilediği özrün üzerinden bir hafta geçmeden, NBC kanalı yaptığı iç soruşturmaların sonucunda, ünlü sunucusunu 6 ay ücretsiz izinle cezalandırdığını açıkladı.

Aynı zamanda, 12 yıl önceki haberde yer alan, “Yere indiğimizde helikopterin vurulduğunu gördük” anonsunu arşivden çıkarıp yayınlayarak, sunucunun kafa karışıklığına destek vermeye çalıştı ama bir kez haberciye güven sarsılmıştı.


 
SOSYAL MEDYANIN DİLİNE DÜŞTÜ

Nitekim, 2005’te Katrina Kasırgası’nı izlerken, New Orleans’ta kaldığı Ritz Carlton Oteli’nin penceresinden “yüzen cesetler” görmesinin de “yalan” olduğu iddiası gündeme geldi.

Ne kendisinin ne kanalın özür dilemesi, gazetecilerden ve sosyal medyadan yakasını kurtarmaya yetmedi.

Twitter aleminde “#BrianWilliamsWarStories” (Brian Williams Savaş Hikâyeleri) ve “#BrianWilliamsMisremembers” (Brian Williams Yanlış Hatırlıyor) etiketi altında ünlü habericinin haber görüntüleri için fotomontajlar peş peşe paylaşıldı.



Düşen reytingler karşısında açıklama yapmak zorunda kalan NBC’nin CEO’su Steve Burke, "Brian yaptığı ile NBC’nin milyonlarca Amerikalı nazarındaki güvenirliğini riske attı. Yaptığı affedilemez bir hata ve hakkında verilen karar doğrudur" dedi.

Burke’nin açıklamasında asıl dikkat çeken şey, “gazetecilik etiğini ihlal ettiği” vurgusuydu.

Haberin güvenilir yüzüydü, kariyerinin en büyük hikayesini 12 yıl öncesine dair bir küçük yalan anı bitirdi.

Gazetecinin yalanını yine bir gazeteci çıkardı.

Dünyanın öbür ucundaki Amerikan medyasını bırak da dikenin ucunu azıcık da Türk medyasına batır diyebilirsiniz... Derseniz de haklısınız.