Reklam
Ulti Clocks content

AZ YAVAŞ GELİN !

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta


“PR şirketlerinin çılgın Cuması falan mı? Az yavaş gelin mail box patladı!”
Bu tweet Hürriyet Gazetesi’nin Web Koordinatörü Bülent Mumay’a ait.

Belli ki Cuma günü gazeteciler, aşırı dozda basın bültenine maruz kalmış. Bir ekonomi servisinin bir günde aldığı basın bülteni sayısının 200 civarında olduğu düşünülürse, belli ki hız sınırı aşılmış.


Azime ACAR


Medya ile iletişimin vazgeçilemez aracıdır basın bültenleri. Ne kadar işe yaradığı pek tartışılmasa da bu bombardımanda çoğu çöp olur yada çok az yansıma bulur.

Uzun yıllardır PR sektöründe faaliyet gösteren Cem İlhan’ın, İngiltere Hükümet İletişimi İcra Direktörü Alex Aiken’den paylaştığı bir cümle, bu durumun vahameti de gösteriyor; “Basın bülteni ölmüştür!”

Ne vesile bunu dillendirmiş derseniz, PR sektörünün ve PR şirketlerinin geleceğinin tartışıldığı bir konferansta söylemiş.

Basın bültenleriyle ilgili PR sektöründe yaşanan tartışmaları merak edenler, Cem İlhan’ın halklailişkiler.com’daki yazısına göz atabilirler.

Biz işin gazeteciler cephesine dönelim ve Hürriyet’ten devam edelim.

24 Kasım Pazar günü Öğretmenler Günü idi ve bir gün öncesinde Başkent’te öğretmenlerin protestosu ile onlara yapılan sert müdahale vardı. Hürriyet, Pazar günü iç sayfalarında haberi “Öğretmenlere 24 Kasım Hediyesi”  başlığıyla gördü, fotoğraf üstüne “eylemde bacak kırıldı” diye duyurdu.

Ancak, iç sayfalarda bu sarsıcı başlıkla yer alan haber, her nedense birinci sayfada yoktu. birinci sayfaya koymama özgürlüğünü kullanmış, “Hürriyet benim” demişti besbelli.

 “Başkentte öğretmenler saatlerce dayak, su, gaz yer, içeri atılır; haberi 1. Sayfaya koymayabilirim #hurriyetbenim

Bu tweet gazeteci Erdal Güven’e ait. Bu arada, birinci sayfadaki haberi de “Cumhurbaşkanı Gül tarafından yılın öğretmenlerine verilecek yemekte Şırnak’ı temsil edecek beden eğitimi öğretmeni Pınar Demiray’ın öyküsü” idi. İşte o öğretmenin öğrencileriyle fotoğrafının içine  “Ankara’da protestoya gaz; 1 yaralı” başlığıyla anons edilmişti.

Bu haber vesilesiyle medyanın hürriyeti“Hürriyet Benim” cıngılıyla akıllara düştü.

Medyanın hürriyetinin önemini ise yine Hürriyet’ten aktaralım. Ali Tufan Koç, Hürriyet Pazar ekinde yayınlanan röportajında, filozof Alain de Botton’a soruyor;

“Özgür medya ve medyanın geleceğiyle ilgili sık sık tweet’ler atıyorsunuz ki bugün Türkiye’nin de en cidi problemlerinin başında geliyor…”

Türkiye ile uzun zamandır haşır neşir olan filozof cevap veriyor;

“Hükümetin baskısı altında olmayan, özgür medya dünyada bir lüks değil, zorunluluk. Sadece muhalif kesim için değil, tüm toplumun yararına bir şey. Türkiye’de hükümetin gazetecilere karşı takındığı tavır, tutuklamalar, işten atmalar şoke edici. İnsanın aklı almıyor, mantığı çalışmıyor. Tek kelimeyle korkunç....”


İPUCU:

Basın bülteninden başladık, medyanın hürriyeti ile bitirdik yazıyı.

Medya dünyası ile temasta olanlara ipuçları paylaşalım istedik. Ama, medya hürriyetinden bahsederken, medya patronlarını es geçmek olmaz ki...  

Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Ceren Sözeri’nin “Türkiye’de medya sahipliği ve getirileri” konulu araştırmasından bir saptama ile bağlayalım;

“... medya sahipleri büyüklükleri oranında devletten önemli ihaleler alıyorlar ve pek çoğunun bugün gelmiş oldukları noktada iktidarla ilişkilerinin önemli bir payı var.  Bu ilişkinin iyi yürüyebilmesinde medyanın rolü küçümsenemez.”