Reklam
Ulti Clocks content

Aman bir recalim var...Her kime?

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta





Yeni yıla, boğazımızda kocaman bir yutkunma ile başladık. Yine de Çetin Altan’ın deyimiyle enseyi karartmamak gerek.

Yeni yılın ilk kaza raporu özensizlik, özür ve vicdan üzerine...



1914’te 90 bin askerin donarak öldüğü Sarıkamış faciasını anma etkinliği, Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan’ın soğuktan korunmak için giydiği montun gölgesinde kaldı.


Azime ACAR
 



Bakan Bey’in giydiği montun kolundaki İngiliz Bayrağı ve Bogner marka montun 5 bin liralık fiyatı dikkatlerden kaçmadı.

Ertesi gün, (9 Ocak Pazartesi) TBMM Genel Kurulu’nda gazetecilere açıklama yapan Bakan Arslan, böyle bir konuyla gündeme gelmekten üzgün olduğunu söylerken, “montun kendine ait olmadığını, organizasyonu yapan şirketin o koşullara uygun olarak montlar hazırlattığını” belirtti ve ekledi:

“Orada bana da bu montu giydirdiler.”



Ne dediğin kadar, nasıl dediğin de önemli derler ya, buna “ne giydiğin de önemli” maddesini ekleyelim.

Birinci Dünya Savaşı’nda, Enver Paşa’nın komutasında yaşanan Sarıkamış faciası sonrasındaki müthiş sansürü de hatırlatalım.

İstanbul’a dönen Enver Paşa’nın her türlü haber, yayın ve bildiriye uygulattığı “Sarıkamış Sansürü”nü tarihçi Murat Bardakçı, Aralık 2004’de Hürriyet”teki köşesinde şöyle anlatmıştı:

“Enver Paşa, Erzurum’dan İstanbul’a dönüşünde Türkiye’de örneğine bugüne kadar bile rastlanmamış olan bir sansür uyguladı ve basında Sarıkamış harekatı ile ilgili tek bir satır haber yahut resim çıkmadı. Sansür öylesine yoğundu ki halk Sarıkamış’ta nelerin yaşandığını seneler sonra öğrenebilecekti.”

Ders kitaplarında üç beş cümle ile geçen Sarıkamış faciasına kamuoyunun dikkatini çekmeyi başaran ise bu konuda yıllarca çaba gösteren Prof. Dr. Bingür Sönmez olmuştu.



MATEMATİK İYİ. YA VİCDAN?

Bu haftanın bir başka trajikomik hikayesi ise UNICEF’in “çocuk gelinlere” dikkat çekmek için sosyal medyada yaptığı paylaşımın matematik problemi sanılmasıydı.

“Kızlara Söz Ver” imza kampanyasını duyurmak isteyen UNICEF, bir soru hazırlamıştı:

“Ahmet 32, karısı Leyla ise 14 yaşındadır. İkisinin 3 yıl önceki yaşlarının toplamı kaçtır?”
 
Mesajı anlamayan bazı sosyal medya kullanıcıları, matematik problemini çözüp cevapları paylaştı. Yani, matematik notumuz iyi, vicdan notumuz zayıf.




SAÇ EKEYİM DERKEN

Vicdan demişken, İzmir Adliyesi’ndeki saldırıda polis Fethi Sekin’in yaşamını yitirmesinin ardından, acıdan PR devşirme çabasına değinmemek olmaz.

Likya Estetik, kimi neden ilgilendirdiği bir türlü anlaşılamayan şu bilgiyi paylaştı:

“Saç ekimi için tedavisini gerçekleştirdiğimiz kahraman şehidimiz Fethi Sekin için Allahtan rahmet yakınlarına sabır diliyoruz.”

İl Sağlık Müdürü, estetik firmasıyla ilgili soruşturma başlattığını açıkladı, firma özür diledi, özür dilerken de topu reklam ajansına doğru yuvarlayıverdi.

Açıklamada, “Paylaşımın anlaşmalı olarak çalışılan reklam ajansı tarafından yapıldığı, amacın firmanın Sekin’e olan yakınlığını anlatmak olduğunu ancak maksadını aştığı” belirtildi.
 

EKMEĞE SÜRDÜM BALI

Seda Sayan
’ın “Evleneceksen Gel” programında, bir Roman kızı ile ünlenen “Aman bir recalim var” deyişiyle tamamlayalım.

Bilmeyenler için önce küçük bir not verelim.

Roman düğünlerinin vazgeçilmez bu söz öbeğinin özü, “Bir şey söyleyeceğim, söyleyeceğime kulak ver” anlamında.

      - Aman bir recalim var hocam!
      - Her kime?
      - İletişim yapıyorum deyip de eline yüzüne bulaştıranlara
      - Eee...
      - Ekmeğe sürdüm balı / Okuyanlar oldu mu sapsarı?